Dolmabahçe Sarayı’nda esrarengiz portre

Dolmabahçe Sarayı'nda esrarengiz portre

Dolmabahçe Sarayı’nın bakım onarım çalışmaları devam ediyor. Çalışmalar sırasında sarayın yapım aşamasında yer alan ustalara ait bazı izler bulunmuştu. Şimdi de 1910’lu yıllara ait olduğu tahmin edilen gazete kupürleri bulundu. Duvarda boya katmanları altında çıkan bir erkek portresi ise en ilginç keşif.
(Haber: Deniz Tüysüz Kameraman: Mesut Sert)

 

Tavuk dönerlerin çamaşır suyu ile yıkandığı iddiası

Tavuk dönerlerin çamaşır suyu ile yıkandığı iddiası

Türkiye’nin en çok tükettiği gıdalardan biri olan dönerde merdivenaltı üretim alarmı verildi. Uluslararası Döner Federasyonu Başkanı Mehmet Mercan zamanı geçen tavukların çamaşır suyuyla yıkanıp şişe takıldığını anlattı. Üstelik dahası da halk sağlığını tehdit eden bu durumu Uluslararası Döner Federasyonu Başkanı Mehmet Mercan NTV ekranında anlattı.

“Kuşak ve Yol Projesi, Ön Asya’nın başkenti İzmir’e de yarayacak”

Türk-Çin ortaklığındaki Kuşak ve Yol Projesi’ne bir destek de İzmir’den geldi. Çin devlet radyosuna (CRI Türk) bir röportaj veren Başkan Soyer, İzmir’in bu projeyle eski günlerine dönebileceğini söyledi.

Çin Halk Cumhuriyeti’nin 2019’da düzenlenen 88. düzenlenen İzmir Enternasyonal Fuarı’nın (İEF) onur konuğu olmasının ardından İzmir ile Çin arasındaki ilişkilerde hareketlilik yaşanıyor. Türkiye ve Çin ilişkilerinin giderek arttığı son günlerde İzmir Büyükşehir Belediyesi Belediye Başkanı Tunç Soyer, İzmir-Çin ilişkileri hakkında CRI Türk Türkiye’ye özel değerlendirmelerde bulundu.

İzmir Enternasyonal Fuarı’nda Çin ile bir araya gelmenin İzmir için dostane ilişkilerin imza altına alınmasına bir fırsat oluşturduğunu belirten İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, “Geçen yıl düzenlenen İzmir Enternasyonal Fuarı’nın onur konuğu Çin Halk Cumhuriyeti’ydi. Aslında Çin-Türkiye arasında bir yakınlaşmanın çok daha ötesine gidilerek 40 ülkeden 190 delegasyon ile bir araya gelindi. Bu vesile ile Çinli dostlarımız diğer ülke katılımcıları ile de buluşma imkânı yakaladı. 88 yıldır kapılarını açan Fuar bölge için önemli bir organizasyon. Bu bağlamda sadece iki ülkenin dışında bütün bölgeyi ilgilendiren sonuçlar ortaya çıktı” dedi.

“Kuşak ve Yol insanlık için önemli bir adım”
Tarihi İpek Yolu’nun Çin Halk Cumhuriyeti tarafından yeniden canlandırılarak, ülkeler arasında ekonomi koridorları oluşturduğuna değinen Soyer şunları kaydetti:
Çin, Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile insanlık tarihinin en önemli adımlarından birini atıyor. Tarihsel bir geçmişi olan inisiyatifi çağın koşullarına tekrar uyarlayarak ciddi bir girişime ev sahipliği yapıyor. İpek Yolu güzergâhı olarak adlandırılan bu koridor üzerinde yer alan kentler ve ülkeler arasında bir bağ kurulması hedefleniyor. Bu kentler açısından çok kıymetli bir girişim. Bakü-Tiflis-Kars Demir Yolu ve Marmaray’la birlikte doğuyu batı ile buluşturuyor. ‘Orta Koridor’ üzerinde İzmir’de batıya açılan bir köprü rolü üstelenebilir. Bunu gerçekten arzu ediyoruz. Ayrıca iki büyük medeniyeti bir araya getirip kültürel değerlerin paylaşılmasına büyük önem veriyoruz. 2019 yılı İzmir Enternasyonal Fuarı’nda Çin’i onur konuğu ülke olarak ağırlamaktan çok büyük memnuniyet duyduk.

“Ön Asya’nın başkenti İzmir”
“Hedefimiz, Kuşak ve Yol İnisiyatifi’nde Doğu’nun Batı’ya açılan kapısı olmaya devam etmek. Bu buluşmanın, bu hedefe ulaşabilmemiz için son derece önemli olduğuna tüm kalbimle inanıyorum” diyen Soyer, sözlerini şöyle sürdürdü:
İzmir tarih boyunca Ön Asya’nın başkenti olarak tarif edilmiştir. Akdeniz çanağındaki ticareti tek başına üstlenmiştir. Biz İzmir’e bir iade-i itibar yapmak istiyoruz. Konjonktür ile çok uyumlu olan Kuşak ve Yol İnisiyatifi ile İzmir’i bir araya getirerek yeni bir rol üstlenmeye hazırız. Bizim talebimiz orta koridorda bir kilometre taşı olmak ve Çin’in değerlerini, ürettiklerini ve ticaretini İzmir üzerinden batıya açmak istiyoruz.

“İzmir limanları yeterli kapasiteye sahip”
Yunanistan Liman Planlama ve Geliştirme Komitesi’nin, Pire Limanı kapasitesinin 10 milyon TEU’ya (yirmi ayak eş değer birimi) çıkması için planlanan yeni konteyner terminali projesini kabul etmediği duyurmuştu. Liman işletmesinde yüzde 66’lık hisse payına sahip olan Çinli Cosco Group Limited Şirketi bu anlamda büyük zorluklar yaşamıştı.
Yüksek kapasiteye sahip limanları ile ön plana çıkan İzmir’in her türlü ihtiyaca cevap verebileceğini vurgulayan Tunç Soyer, “İzmir Limanı olarak bildiğimiz ve tarihsel bir geçmişi olan şehrin içindeki liman işlevini körfez dışındaki Nemrut Liman’larına aktarmış vaziyette. Aslında Çandarlı Limanı olarak da projelendirilen noktaya çok yakın limanlardan bahsediyoruz. Çandarlı Limanı şu an proje aşamasında ve devletimizin bu konuda geniş adımlar atması gerekiyor. Demir yolları bağlantısı ile iç bölgelere lojistik bağı kurulduğu için hızla büyüyen bir limandan bahsediyoruz. Çandarlı Limanı tamamlanana kadar Nemrut Limanları Pire Limanı’nın tıkanan ve sıkışan hacmini büyütebilecek bir kapasiteye sahip. Bu anlamda İzmir bu ihtiyaçlara taliptir. Limanları ile güzergâh üzerinde etkin rol üstlenebilir” diye konuştu.

VİDEO: DEMİR İPEK YOLU PROJESİ (KAPIKULE-HALKALI 95 DAKİKA)

İran yerli üretim gözlem uydusunu fırlatmaya hazırlanıyor

İran yerli üretim gözlem uydusunu fırlatmaya hazırlanıyor

İran, doğal kaynaklar ile çevresel ve tarımsal gelişmeleri gözlemleyebilecek bir yerli üretim uyduyu fırlatmaya hazırlandığını duyurdu.

İran devlet televizyonuna göre, İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanı Muhammed Cevad Azeri Cehromi, başkent Tahran’da gazetecilere yaptığı açıklamada, “Zafer” adı verilen gözlem uydusunun Simorg adlı uydu taşıyıcı roketle uzaya fırlatılacağını belirtti.

Uydunun yerküreden 500 kilometre yüksekte yörüngeye yerleştirileceğini kaydeden Cehromi, başarılı olması halinde İran’ın ilk kez bu mesafede yörüngeye uydu yerleştireceğini ifade etti.

“Zafer” adlı uydunun, görüntü alma, haberleşme ve bilgi toplama gibi görevler icra edeceğini aktaran Cehromi, fırlatılma sırasında başarısızlıkla karşılaşılması ihtimaline karşı aynı özelliklerdeki ikinci bir uydunun da hazırlandığı bilgisini verdi.

İranlı bakan, uydunun 11 Şubat’taki devrimin yıl dönümünde düzenlenecek kutlamalardan önce fırlatılacağını sözlerine ekledi.

İlk yerli üretim haberleşme uydusunu Şubat 2009’da uzaya gönderen İran, daha sonraki yıllarda uzaya birçok uydu fırlattı ancak bunların uzayda kalma süresi kısa oldu. İran, geçen yıl ocak ayında da yerli üretim bir uyduyu uzaya fırlatmış ancak uydunun yörüngeye yerleştirilme aşaması başarısızlıkla sonuçlanmıştı.

Cehromi, pazar günü yaptığı açıklamada, hazırlanan uyduların fırlatma öncesi testleri başarıyla geçtiğini duyurmuştu.

ABD, İran’ın balistik füze faaliyetlerinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) 2231 sayılı kararına aykırı olduğunu, İran’ın “Orta Doğu ve Avrupa’yı tehdit eden kıtalar arası balistik füze programını uydu faaliyetlerinin arkasına gizlediğini” iddia ediyor. İran ise geliştirilen füzelerin konvansiyonel, uydu faaliyetlerinin de sivil amaçlı olduğunu savunuyor.

Bakan Albayrak Davos’ta konuşuyor

Bakan Albayrak Davos'ta konuşuyor

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Davos’ta açıklama yapıyor.

İsviçre’nin Davos kentindeki 50’nci Dünya Ekonomik Forumu ikinci gününde devam ediyor.

Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak şu sıralar bırada bir açıklama yapıyor:

“Dün akşam geleneksel yemeğe katıldık. Bugün de mevkidaşlarımız, ekonomi finans dünyasının temsilcileriyle bir araya geleceğiz. Bu seneye baktığımızda 50. yıl olması itibarıyla önemli. 20. yüzyılın artık ekonomik ve finansal okumalarının güncellenmesi gerekiyor. Biz küresel ekosistemin ve Türkiye’nin gündemi açısından önemli görüşmeler yapıyoruz. ABD ve Çin arasındaki gelişmeleri yakından takip ediyoruz. 

Geçen yıla kıyasla Türkiye bu yıl gayet olumlu ve pozitif. Geçen yıl zirve vesilesiyle yaptığımız görüşmelerde olumlu dönüşler alıyoruz. Türk varlıkalrına güvenenlerin kazandığı bir yıl geçirdik. Ağustostan bugüne kadar rakip yatırım araçlarından açık ara getiri anlamında öne çıktı. Türk varlıklarına güvenenlerin bırakın kaybetmeyi kazandığı bir süreç oldu. Türkiye’nin politika yapıcı anlamda senkronize bir dönemden geçiyor. 

2020 yılı özellikle ABD ve Avrupa üzerinde sorunların buzdolabına kaldırılıp daha sakin geçeceği beklenen bir yıl olacak. Beklentilerin olumlu olduğu bir yıl. Bu bizim için de olumlu. Biz çatışmadan uzak iklimden yana olduk. Türkiye’nin bu yıldan itibaren daha pozitif ayrışacak. Büyümeye katkıda bulunacak ülke sayısı azalıyor. Bizim yüzde 5 hedefimiz gayet gerçekçi bir hedef.” 


Gram altın fiyatı bugün ne kadar oldu? Son dakika 22 Ocak 2020 gram altın fiyatı

Gram altın fiyatı bugün ne kadar oldu? Son dakika 22 Ocak 2020 gram altın fiyatı

Gram altın fiyatlarında son durum nedir? Gram altın fiyatları bugün ne kadar oldu? 22 Ocak 2020 anlık ve güncel gram altın kuru fiyatları

Altının gram fiyatı, yüzde 0,2 düşüşle 296,8 lira seviyesinde işlem görüyor.

Gram altın, dün, altının ons fiyatındaki düşüşe karşılık dolar kurundaki yükselişe paralel değer kazanarak, günü önceki kapanışın yüzde 0,2 üzerinde 297,4 liradan tamamladı.

Yeni güne düşüşle başlayan altının gram fiyatı, saat 10.50 itibarıyla önceki kapanışın yüzde 0,2 altında 296,8 liradan işlem görüyor. 

ABD Başkanı Donald Trump’ın Senato’daki yargılama sürecinin başlaması ile gözler oturumlardan gelecek açıklamalara çevrilirken, Çin’in Vuhan kentinde ortaya çıkan ve hızlı bir şekilde yayılması nedeniyle tedirginliğe neden olan koronavirüsüne ilgili gelişmeler de gündemin odağındaki yerini koruyor.

Analistler, küresel piyasalarda oluşan tedirginliğin düne kıyasla azaldığını ve buna bağlı olarak emtia fiyatlarının gerilediğini ifade etti.

Altının ons fiyatı şu sıralarda önceki kapanışın yüzde 0,2 altında 1.554,7 dolardan işlem görüyor.

Analistler, bugün yurt içinde veri takviminin sakin olduğunu, yurt dışında ise ABD’de Chicago Fed ulusal aktivite endeksi ve 2. el konut satışları verilerinin takip edileceğini belirterek, teknik açıdan altının ons fiyatında 1.540 doların destek, 1.570 doların direnç konumuna geldiğini, gram altında ise 290-298 lira bandının izlenmesi gerektiğini söyledi.

GRAMAJI DÜŞÜK ALTIN NASIL ANLAŞILIR? 

Doğukan Manço babasının kokusunu saklıyor

Doğukan Manço babasının kokusunu saklıyor

Doğukan Manço babası Barış Manço’nun tişörtünü bir poşet içerisinde sakladığını dile getirdi.

Tam 21 yıl önce geçirdiği kalp krizi sonucu aramızdan ayrılan Barış Manço’yu büyük oğlu Doğukan Manço unutmadı.

Babasının ölmeden önce giydiği ve üzerinde kokusunun olduğu tişörtü bir poşet içerisinde sakladığını anlattı.

‘Dünyanın en küçük uçan arabası’ insanlı test uçuşlarına başladı

'Dünyanın en küçük uçan arabası' insanlı test uçuşlarına başladı

Toyota’daki bir grup mühendis tarafından kurulan SkyDrive, ‘dünyanın en küçük uçan arabası’nın insanlı test uçuşlarına start verdi.

SkyDrive isimli Japonya merkezli şirket, prototip uçan otomobillerinin insanlı test uçuşlarını yapmaya başladı. 
  
İngiliz Daily Mail gazetesinin ülke basınına dayandırdığı habere göre, daha önce uzaktan kumanda ile insansız uçuşlar yapan ve bu testleri başarı ile tamamlayan aracın ilk insanlı testten geçer not aldığı açıklandı. 
  
İlk insanlı testi başarı ile geçtiği belirtilen aracın önümüzdeki dönemde havadayken saatte 150 kilometre hıza ulaşabileceği belirtiliyor. 

Toyota’dan bir grup mühendis tarafından kurulan şirket 2023 yılında otomobili satışa çıkarmayı, 2026 yılına gelindiğinde ise seri üretime geçmeyi planlıyor. 

Henüz fiyatı açıklanmayan uçan otomobilin Tokyo gibi trafik sorunun yoğun olarak yaşandığı kentlerde kullanılması hedefleniyor. 

İzzet Günay ile Erol Evgin, Nevra Serezli’yi yeni oyununda yalnız bırakmadı

İzzet Günay ile Erol Evgin, Nevra Serezli'yi yeni oyununda yalnız bırakmadı

Sanatçılar İzzet Günay ve Erol Evgin, tiyatro sanatçısı Nevra Serezli’nin yeni oyununu izledi.

Caddebostan Kültür Merkezi’nde gerçekleşen Ağaçlar Ayakta Ölür oyununu izleyen sanatçılar, oyunun ardından 11 yıl sonra yeniden sahnelere dönen Nevra Serezli ile rol arkadaşlarını tebrik ederek, bir süre sohbet etti.

Serezli oyunun ardından yaptığı açıklamada, oyuna büyük ilgi olduğunu ve tüm biletlerin satıldığını aktararak, “Oynayacak salon yok ki. Mecburen ara veriyorsun, boş salon bulana kadar. Eskiden öyle miydi, Dormen Tiyatrosu zamanında? Bir tek pazartesimiz boştu. Başlardık, bütün haftayı bitirirdik. Bütün sezonu bitirir, yazın turneye çıkardık” dedi.

Yeşilçam oyuncusu İzzet Günay ise Memduh Ün yapımı Ağaçlar Ayakta Ölür filminde Yıldız Kenter ve Hulusi Kentmen ile rol aldıklarını belirterek, filmin 1964’te hem kendisine hem Kenter’e ilk Antalya Altın Portakal Ödülü kazandırdığını dile getirdi. Oyunun çok farklı ve gayet güzel olduğunu sözlerine ekleyen Günay, “Çok güzel. İyi oynuyorlar. Nevra Hanım ve tüm oyuncular çok iyi. Hakkını veriyorlar. Genç oyuncu arkadaşlarımı da kutluyorum. Nevra tabii her zaman iyi bir oyuncu. Onu da gönülden kutlarım” diye konuştu.

Erol Evgin de 1980’lerde 2 yıl Serezli ile aynı sahneyi paylaştığını dile getirerek, “Müthişti. Nevra büyük bir yıldız. Her zaman öyle. Ben ona hep dünya ölçeğinde bir yıldız diyorum. Bugün de muhteşemdi. Çok güzeldi. Oyun da çok güzel bir oyun.” değerlendirmesinde bulundu.  Bugüne kadar ellinin üzerinde oyunda ve müzikalde rol alan, canlandırdığı karakterlerle çok sayıda ödüle layık görülen Nevra Serezli oyunda Büyükanne rolünü canlandırırken, Dede’yi usta sanatçı Nuri Gökaşan, Asım’ı Arif Güney, Zeynep’i Burcu Kazbek, Hakan’ı Oral Özer oynadı.

Nedim Saban’ın yönettiği oyunun dekor tasarımını Cihan Aşar, kostüm tasarımını Sadık Kızılağaç, ışık tasarımını ise İsmail Sağır yaptı. İspanyol yazar, şair Alejandro Casona’nın dünya klasikleri arasında yer alan duygusal komedisi “Ağaçlar Ayakta Ölür”, dağılan bir aileyi bir araya getirmek, eşinin torununa kavuşma hayalini gerçekleştirmek isteyen bir adamın kalkıştığı oyunu işliyor.

Selda Alkor: Türk sinemasında Yeşilçam’ın rolü büyük

Selda Alkor: Türk sinemasında Yeşilçam'ın rolü büyük

Sinema sanatçısı Selda Alkor, Türk sinemasının ve bu sektörde çalışanların şartlarının bugünkü seviyeye ulaşmasında Yeşilçam’ın rolünün büyük olduğunu söyledi.

Sanatçı Selda Alkor, yaptığı açıklamadaTürk sinemasında başarılı birçok oyuncunun olduğunu ifade etti.

Oyuncuların belli bir okuldan ya da bir yerden gelmiş olmasının önemli olmadığını belirten Alkor, “Oyunculuk öyle bir şey ki doğal, kalbinizdeki, beyninizdeki her şeyi aktarabilmektir. O zaman siz orada kendinizi buluyorsunuz.” dedi.

Belli standartlardaki oyuncuya seyircinin “Aman ne kadar yapmacık” dediğini aktaran Alkor, “Kalbinizden nasıl geçiyorsa, beyniniz nasıl hükmediyorsa öyle oynamaya mecbursunuz. Haluk Bilginer de bütün eğitimine rağmen son derece doğal oynayabilen bir oyuncu. Ödüller, bu piyasaya gönül vermiş arkadaşlarımın hakları, hakkımız daha doğrusu…” diye konuştu.

Yeni projelerde genç oyuncuların daha çok tercih edildiğine dikkati çeken Alkor, eski oyuncuların sektörde çok fazla yer almadığını vurguladı.

Bunun üzücü bir durum olduğunu dile getiren Alkor, şöyle devam etti:

“Hikayeler sadece genç insanların üzerine kurulmuş gibi gidiyoruz. Bakalım nereye kadar gidecek. Tabii ki çok takdir ettiğim, beğendiğim genç oyuncular var. Çok beğendiğim, ‘içinde neden olamadım’ diye üzüldüğüm filmler var. Türkiye’de çok büyük prodüksiyonlar yapılıyor. ‘Müslüm’, ‘Naim’, ‘Ayla’ gibi büyük prodüksiyonlarla yapılmış filmler var. Eski Türk filmleri tadında olan yapımlar. Türk sinemasının belli bir aşamada olması, birçok pazarları bulması beni gerçekten mutlu ediyor.”

“YEŞİLÇAM OLMASAYDI…”

Alkor, sinemada Yeşilçam’ın önemine de değinerek, “Çektiğimiz sıkıntılar, yıllarca hiçbir sosyal güvencesi olmadan yaptığımız çalışmalar demek ki artık yerini buldu ki gençlerimiz mutlu mesut çalışıyor ve çok da iyi paralar alıyorlar. Helal olsun hepsine. Unutmasınlar ki Yeşilçam olmasaydı bugünkü duruma ulaşmak zordu. O dönemde hem Türkiye’deki birtakım siyasal olaylar, hem bizim sıkıntılarımız, belli haklardan istifade edemememiz Türk sineması olarak bizi çok ileriye götürmemişti. Şimdi her şey inşallah çok daha farklı olacak diye düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

The Rhythm Section’dan yeni fragman

The Rhythm Section'dan yeni fragman

Mark Burnell’in dört kitaptan oluşan Stephanie Patrick serisinin ilk kısmından sinemaya uyarlanan The Rhythm Section’ın yeni fragmanı yayınlandı. Blake Lively ve Jude Law’ın başrollerinde oynadığı, 31 Ocak’ta vizyona girecek film; ailesinin ölümüne neden olan uçak kazasının arkasında başka entrikalar olduğunu öğrenen ve sorumluların peşine düşün suikastçı Stephanie Patrick’in hikayesini anlatıyor.

Seyahate 23 milyar lira harcandı

Seyahate 23 milyar lira harcandı

Geçen yılın üçüncü çeyreğinde yurt içinde ikamet eden 24 milyon 264 bin kişi seyahate çıkarken, toplam seyahat harcamaları bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10,4 artarak 23 milyar 344 milyon 390 bin lira oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre; Temmuz, Ağustos ve Eylül aylarından oluşan üçüncü çeyrekte, yurt içinde ikamet eden 24 milyon 264 bin kişi seyahate çıktı.

Seyahate çıkanların bir ve daha fazla geceleme kaydı ile ülke içinde yaptıkları toplam seyahat sayısı bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 1,8 azalarak 31 milyon 939 bin seyahat olarak gerçekleşti. Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 309 milyon 342 bin geceleme yaptı. Ortalama geceleme sayısı 9,7 gece oldu.

SEYAHATE ÇIKANLAR, 23 MİLYAR 344 MİLYON 390 BİN TL HARCADI

Yerli turistlerin, yurt içinde yaptıkları seyahat harcamaları 2019 yılının üçüncü çeyreğinde bir önceki yılın aynı çeyreğine göre yüzde 10,4 artarak 23 milyar 344 milyon 390 bin TL olarak gerçekleşti. Bu harcamaların yüzde 89,6’sını 20 milyar 911 milyon 667 bin TL ile kişisel harcamalar, yüzde 10,4’ünü ise 2 milyar 432 milyon 723 bin TL ile paket tur harcamaları oluşturdu. Seyahat başına yapılan ortalama harcama ise 731 TL oldu.

Bu çeyrekte yapılan seyahat harcamalarının geçen yılın aynı çeyreğine göre değişim oranları incelendiğinde en fazla artış yüzde 36,1 ile sağlık harcamalarında, yüzde 21,1 ile diğer harcamalarda (spor, eğlence, eğitim, mücevher, altın, gümüş, halı, kilim vs) ve yüzde 14,3 ile konaklama harcamalarında oldu.

SEYAHATLERDE YAKINLARI ZİYARET İLK SIRADA

Yakınları ziyaret amacı ile yapılan seyahatler yüzde 60,5 ile ilk sırada yer aldı
Seyahate çıkış sebeplerinde ikinci sırada yüzde 33,8 ile ‘gezi, eğlence, tatil’, üçüncü sırada ise ile yüzde 3 ile ‘sağlık’ yer aldı.

SEYAHATE ÇIKANLAR EN ÇOK ARKADAŞ, AKRABA EVİNDE KALDI

Bu çeyrekte seyahate çıkanlar 193 milyon 611 bin geceleme sayısı ile en çok ‘arkadaş, akraba evinde’ kaldı. Konaklama türlerine göre geceleme sayısında ikinci sırada 71 milyon 611 bin geceleme ile ‘kendi evi’ yer alırken, ‘otel’ 22 milyon 391 bin geceleme sayısı ile üçüncü sırada yer aldı.

VİDEO: TURİZMDE KRUVAZİYER ETKİSİ (GALATAPORT İLE ROTA YENİDEN İSTANBUL)

Bal Ülkesi (Honeyland) belgeselinin Hatice’si Oscar için umutlu

Bal Ülkesi (Honeyland) belgeselinin Hatice'si Oscar için umutlu

“En İyi Yabancı Dilde Film” ile “En İyi Belgesel Film” kategorilerinde Oscar ödüllerine aday gösterilen Kuzey Makedonya yapımı Bal Ülkesi (Honeyland) filminin ana karakteri Hatice Muratova, ödülü kazanacaklarına inanıyor.

Kuzey Makedonya’nın İştip şehri yakınlarındaki Bekirli Köyü’nde yaşayan, Bal Ülkesi (Honeyland) filminin ana karakteri Hatice (Hatidze) Muratova, Sundance Film Festivali’nde kazandıkları 3 ödül ve iki dalda Oscar’a aday gösterildikten sonra film ekibi tarafından kendisine hediye edilen daha merkezi konumdaki yeni evinde mütevazi yaşantısına devam ediyor.

Filmin çekimlerinin yapıldığı eski köyü Bekirli’den merkeze yürüyerek 3-4 saatte ulaşabilen Türk kökenli Muratova, Dorfullu Köyü’ndeki yeni evinden buraya mesafenin kısalmasının mutluluğunu yaşıyor.

“Yörük” yerine kendisine “Eski Türk” denilmesini tercih eden Muratova, filmin çok sayıda başar elde etmesinin ardından kavuştuğu yeni evinde daha rahat bir yaşam sürmeyi ümit ediyor.

Muratova, filmde rol almasının hikayesini, Oscar’a aday gösterilmelerini ve geleceğe dair hayallerini paylaştı.

Filmin yapımcılarının kayalarda arı yuvaları gördüğünü ve bunların ne olabileceğini etrafta soruşturduklarını aktaran Muratova, yapımcıların film çekimi için karar verdikten sonra birilerini aradığını ve görüştükleri birkaç kişi bu işi beceremeyince kendisine ulaştıklarını anlattı.

Filmde rol almasını “dualarının kabul edilmesi” olarak yorumlayan Muratova, “Bayramda bir dilek diledim. ‘Allah’ım, bir sıkıntım oldu, biri gelse kapımı açsa da sıkıntım gitse’ dedim. Üç gün geçmedi. Ramazan Bayramı’ydı. Bir baktım, kapıyı açtılar. Şaşırdım” ifadelerini kullandı.

Muratova, ağabeyinin kendisine “arılardan bahsetmesini” söylediğini anlatarak, ardından birçok ilginç anı yaşadıkları film serüvenine başladıklarını söyledi.

MADDİ İMKANSIZLIKLAR NEDENİYLE BAL YAPIMINI ÖĞRENDİ

Arılara ve bala olan sevgisinin küçüklük yıllarına dayandığını vurgulayan Muratova, maddi imkansızlıklar nedeniyle ailesinin bal satın alamadığını kaydetti.

Muratova, babasının bir kilogram bal aldığında kardeşleriyle çok fazla yeme fırsatı olmadığını belirterek, bal yapımını öğreneceğini daha küçük yaşlarında kardeşine söylediğini aktardı.

Çekimlere ilk başladıklarında korktuğunu ve utandığını, ilk iki ay çok zorluk çektiğini dile getiren Muratova, bir süre sonra kameralara alıştığını ve zamanla başarıya ulaşacaklarını hissettiğini ifade etti.

Muratova, film ekibinin kendisine başarılı oldukları takdirde yeni bir ev alacakları sözü verdiğini anımsatarak, kendisi için artık yeni evinde, yeni bir hayat başladığını vurguladı. 

“HEM SİZE HEM BİZE, YARI SANA YARI BANA” REPLİĞİ

Belgesel filmde en çok akılda kalan ve birçok kişiyi derinden etkileyen arılara balın yarısını bırakmasıyla ilgili söylediği “Hem size hem bize, yarı sana yarı bana” repliğinin anısını da aktaran Muratova, şunları söyledi:

“Ben bunu kendiliğimden biliyordum. Kimse bana öğretmedi. Ben nasıl kışlığımı düşünüyorsam, kış tutar da aç kalmayalım diye unumu ve tuzumu alıyorsam, onlara (arılara) da aynı şekilde kışlık bırakmamız lazım.”

Muratova, filmde de yer aldığı gibi annesinin vefatından kısa süre önce rahatsızlandığını belirterek, film ekibinin kendisine ve annesine her daim iyi davrandığını ve ilaçlarını eksik etmediğini söyledi.

Annesinin başta havalar yüzünden üşüttüğünü sandığını ama daha sonra günden güne eridiğine şahit olduğunu anlatan Muratova, “Annem bana, ‘Kızım bu kışı zor çıkarırım’ dedi. Ben de ona, ‘Kukuklar (kuşlar) öttüreceğiz gene ilkbaharda, çıkaracaksın kışı. İyi olacaksın inşallah’ dedim” şeklinde konuştu.

Muratova’nın annesinin ölümü, Honeyland belgesel filminin bir sahnesinde de yer aldı.

HATİCE’NİN “OSCAR” UMUDU

Film sayesinde hayal bile edemeyeceği ülkeleri görme ve gezme fırsatı bulduğunu belirten Muratova, “Filmden sonra hayatım değişti. Özellikle de ev alındığında hayatım en çok değişti. Allah kimseyi hiçbir zaman evsiz bırakmasın” dedi.

Muratova, filmin yeni başarılara ulaşması temennisinde bulunarak, kendisine nasıl yardımcı oldularsa, ilerde kendisinin de başkalarına yardımcı olacağını söyledi.

İki dalda aday oldukları Oscar ödüllerine de değinen Muratova, Oscar kazanacaklarını umduğunu dile getirdi.

Uluslararası davetlerin ardından ilk kez uçağa bindiğini ve İsviçre’ye gittiğini anlatan Muratova, ilk uçak yolculuğuna dair şunları kaydetti:

“Çok sevinçli gittim. Kuş gibi uçuyormuşçasına gittim. ‘Korkmadın mı’ diye sorduklarında ‘neden korkayım’ dedim. Allah yazdıysa, yerde de ölüm var havada da ölüm var.”

Muratova, Türkiye’de hem annesi hem de babası tarafından çok sayıda akrabası olduğunu söyledi.

CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’A SELAM

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da selam ve saygılarını dile getiren Muratova, yeni taşındığı köye cami yapılması talebinde de bulundu.

Muratova, “30 hane Türk olduk. Camimiz de lazım olsun. Öyle değil mi? Müslümanlık bilinsin, yarın öbür gün ölüm var. Dua bile bilmiyorlar. Ben biliyorum biraz dua. Küçük bir çocuğa sor, dua bilmiyor” ifadelerini kullandı.

Kendisini Konya’dan gelme “Eski Türk” olarak nitelendiren Muratova, röportajını da bir Rumeli türküsü ile sonlandırdı.

HONEYLAND BELGESELİ 

Kuzey Makedonya yapımı Honeyland belgeseli, Avrupa’da yabani arı yetiştiriciliğiyle uğraşan son kadın olan 50 yaşındaki “Hatice” karakteri üzerinden çevre ve doğal kaynakların kullanımını ele alıyor. Yapım, doğanın döngüsüne katkı için arı yetiştiriciliğinin önemine dikkati çekiyor.

Film, ABD’nin Utah eyaletinde geçen yıl düzenlenen Sundance Film Festivali’nde “Uluslararası Belgesel Film” dalında Jüri Özel Ödülü alırken, filmin yönetmenleri Ljubomir Stefanov ile Tamara Kotevska Büyük Jüri Ödülü’ne, görüntü ekibinden Femi Daut ile Samir Luma da Jüri Özel Ödülü’ne layık görüldü.

İsviçre Kalkınma ve İşbirliği Ajansı ile Makedonya Film Ajansının destekleriyle çevre koruma programı doğrultusunda çekilen filmde, Hatice Muratova, Nazife Muratova, Hüseyin Sam, Lütviye Sam ve Mustafa Sam yer aldı.

Estetik ameliyatta hayatını kaybetti, Adli Tıp ‘hekim hatası yok’ dedi

Estetik ameliyatta hayatını kaybetti, Adli Tıp 'hekim hatası yok' dedi

Leyla Sönmez’in Adana’da Şubat 2019’da burun ameliyatı sonrası yaşamını yitirmesiyle ilgili hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunda, “sağlık personelinin tıbbi uygulama hatasının bulunmadığı” görüşü yer aldı.

Adana’da özel bir hastanede burnundan estetik ameliyat olan 24 yaşındaki Leyla Sönmez‘in yaşamını yitirmesiyle ilgili hazırlanan Adli Tıp raporunda, genç kızın “burun florasında bulunan bakterilerin meydana getirdiği toksik şok sendromunun ve gelişen komplikasyonların sonucu” hayatını kaybettiği, sağlık çalışanlarının hatasının bulunmadığı görüşüne yer verildi.

Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcısının Sönmez’in ölümünde doktorların kusurlu olup olmadıkları hakkında Adli Tıp Kurumu 8. Adli Tıp İhtisas Kurulundan istediği rapor tamamlandı.

İhtisas kurulunun 21 sayfalık raporunda, genç kızın annesi Fener Sönmez, burun ameliyatını gerçekleştiren Plastik Rekonstrüktif ve Estetik Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. M.S.A, ameliyata katılan doktorların ve sağlık görevlilerinin ifadelerine, hastanelerin tıbbi belgelerine ve ameliyat raporuna yer verildi.

Fener Sönmez, raporda yer alan ifadesinde, kızının burun ameliyatından çıktıktan sonra eli ve ayağının morardığını, ağzından ve burnundan kan geldiğini belirtti.

“KIZIMIN ÖLÜMÜNE NEDEN OLANLARDAN ŞİKAYETÇİYİM”

Kızının “Karnım ağrıyor.” diye bağırdığını anlatan anne Sönmez, şöyle devam etti:

“Bana ‘Tamamen psikolojik’ dediler. Morlukların da neden kaynaklandığının tetkikini yapmadılar. Kızımın kolundan tutup salladılar ‘Yalan söylüyorsun, iyisin.’ dediler. Kızımın sabah taburcu olacağını söylediler. O bu haldeyken hiçbir yere gitmeyeceğimizi söyledim. 31 Ocak 2019’da kızımı yoğun bakım ünitesine aldılar, aynı gün Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesine sevk ettiler. Kızım Balcalı’da 4 gün yoğun bakımda kaldı. 4 Şubat’ta ölüm haberini aldım. Kızım özel hastaneye geldiğinde sapasağlamdı ve hiçbir hastalığı yoktu. Ameliyattan sonra sağlığı bozuldu. Yanlış uygulama yaptılar, kızımın sağlığıyla oynadılar ve ölümüne neden oldular. İhmalkar davrandılar, kızımın ölümüne neden olanlardan şikayetçiyim.”

“TARAFIMA YAPILAN SUÇLAMALARI KABUL ETMİYORUM”

Ameliyatını gerçekleştiren Prof. Dr. M.S.A. da raporda yer alan savunmasında, üniversiteli kızın ölümünde kusurunun olmadığını iddia ederek “Hastanın şikayetleri değerlendirilmiş, normal bir burun ameliyatı yapılmış, ameliyat esnasında anestezi de rahat geçmiştir. Olağanüstü olaylarla karşılaşmamız üzerine hasta Balcalı yoğun bakıma gönderilmiştir. Hastanın vefat etmesinden dolayı üzgünüm, ben tarafıma yapılan suçlamaları kabul etmediğim gibi bir kusurum olduğunu düşünmüyorum. Hastaya olan ilgi ve alakayı asla kesmedim hatta sürekli ilgilendim.” ifadesini kullandı.

DOKTORDA KUSUR BULUNMADI

İhtisas Kurulu raporun sonuç bölümünde, Sönmez’in ölümünün “burun florasında bulunan bakterilerin meydana getirdiği toksik şok sendromunun ve gelişen komplikasyonlar sonucu” meydana geldiğini kabulünün gerektiği yönünde görüş bildirildi.

“RAPORA İTİRAZ EDECEĞİZ”

Leyla Sönmez’in ailesinin avukatı Murat Akbay, Adli Tıp Kurumunun raporuna itiraz edeceklerini söyledi, “Sabah girilen, en geç akşam taburcu edilecek bir ameliyatken müvekkillerimin kızı Balcalı Hastanesi dahiliye yoğun bakımı kapısına bırakılmıştır. Devamlı kanamaları olduğu belgelerle sabit olmasına, ailenin itirazlarına ve bizim daha hastanedeyken müdahalemize rağmen ölüm gelmiştir. Verilen rapor akla mantığa, hayatın olağan akışına aykırıdır. Böyle bir raporu kabul etmek mümkün değildir. Gerekli mercilere itirazlarımızı yapacağız” ifadesini kullandı.

İstanbul’da özel bir üniversitenin acil tıp teknisyenliği bölümü 1’inci sınıf öğrencisi olan 24 yaşındaki Leyla Sönmez, Adana’da özel bir hastanede burnundan estetik ameliyat olduktan sonra durumunun ağırlaşması üzerine sevk edildiği Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde 4 Şubat 2019’da yaşamını yitirmişti. 

Rize’de mezarını yaptırdı, ailesini arıyor

Rize'de mezarını yaptırdı, ailesini arıyor

Rize’ye 32 yıl önce tırmanmaya giden Fransız dağcı kayboldu. 7 yıl sonra bölgede ona ait olduğu tahmin edilen kemikler bulundu. Ancak dağcının ailesine ulaşılamadığı için kemikler adliye arşivinde saklandı. Durumdan haberdar olan bir vatandaş ise cenazenin sahipsiz kalmasına razı olamadı. Kemikleri teslim alıp evinin bahçesine yaptırdığı mezara defnetti.

”Toprak Dede”ye veda (Anısına fidan dikilecek)

''Toprak Dede''ye veda (Anısına fidan dikilecek)

TEMA Vakfı’nın Kurucu Başkanı, Hayrettin Karaca bugün son yolculuğa uğurlanıyor. Karaca için ilk tören İstanbul Cemal Reşit Rey konser salonunda düzenlendi. Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ise Hayrettin Karaca anısına 81 ilde 100’er fidan dikileceğini açıkladı.

Bakan Pekcan: Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi zorunluluk

Bakan Pekcan: Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi zorunluluk

Zirve için Davos’ta bulunan Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan, ”Gümrük Birliği anlaşmasının güncellenmesi gecikti. Artık AB’nin de Türkiye’nin de üçüncü ülkelerle geniş kapsamlı anlaşmaları mevcut. Konseyden yetkilendirme bekleniyor, bu güncellenmenin başlaması engelleniyor. Artık bunun bir zorunluluk olduğunu görüyoruz. 2020’de bu konuda adım atacağımıza inanıyorum” şeklinde konuştu. Pekcan, NTV Ankara İstihbarat Şefi Ahmet Ergen’in sorularını yanıtladı.

Bayburt’ta donan gölde hatıra fotoğrafı

Bayburt'ta donan gölde hatıra fotoğrafı

Yurt genelinde etkisini gösteren soğuk hava Bayburt’ta bulunan Gökçedere Gölü’nün donmasına neden oldu. Vatandaşlar donan gölde hatıra fotoğrafı çektirdi. 

Daha fazla bilgi alın.

Daha fazla bilgi ve projenize özel fiyat teklifi alabilmek için bize email adresimizden ulaşabilirsiniz.

Menü
WhatsApp chat